Psikososyal Durum

GÖRME KAYBININ ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE RUHSAL ETKİLERİ NELERDİR?

A

+

A

-

Görme kaybının çocuklarda ve ergenlerde ruhsal etkileri nelerdir ?

 

Bebeklikten yaşlılığa kadar her yaşta sağlığımızdaki değişiklikler, kısa veya uzun süreli olarak ruhsal ve toplumsal durumumuzu etkiler. Bu etkinin düzeyi ve biçimi her yaş grubunda değişmekle birlikte bebeklerde, çocuklarda ve ergenlerde daha fazla önem taşımaktadır. Çünkü bu yaş grupları henüz yetişkinlerin sahip olduğu becerilere, başa çıkma gücüne ve dayanıklılığa sahip değildir. Bu yüzden yetişkinler olarak onların gereksinimlerinin ve yaşayabileceği zorlukların farkında olmalı ve onların uyumunu kolaylaştıracak düzenlemeler yapmalıyız. Bu yazıda görme kaybının 18 yaşından küçük bireylerin ruh sağlığı üzerinde ne gibi etkileri olabileceğiyle ilgili bilgiler ve bu etkileri azaltmaya yönelik bazı öneriler paylaşılacaktır. Yazı az gören bireyi odağına almakla birlikte bazı ruhsal etkiler az gören bireyin çevresinde de görülebilmektedir. Bu nedenle yakınında, çevresinde az gören bir tanıdığı olan kişiler için de bu yazının yararlı olacağı düşünülmektedir.

 

Bu yazıyı okurken aklınızdan çıkarmamanız gereken bir noktaya değinmek istiyoruz: okuyacağınız her şey her çocukta gözlenmeyebilir. Çocuğun yaşı, hastalığının türü ve şiddeti, doğuştan mı, sonradan mı ortaya çıktığı gibi çeşitli etkenler ruhsal olarak vereceği tepkinin türünü ve şiddetini değiştirmektedir.

 

Bir diğer önemli uyarımız bu yazının genel olarak farkındalık kazandırma amaçlı yazıldığı ve buradan yola çıkarak çocuğunuza depresyonda, dikkat sorunu var veya yok gibi tanısal bir değerlendirme yapmamanızdır. Bu konularda çocuğunuzun sorun yaşadığını düşünüyorsanız bir psikolog veya psikolojik danışmandan uzman desteği almanızı öneririz.

 

Görme kaybıyla ilk tanışma…

Görme kaybının doğuştan mı, yoksa sonradan mı ortaya çıktığı çocuğun vereceği tepkileri etkilemektedir. Doğuştan görme kaybı olmayan ama sonraki yaşlarda görme kaybı gelişen çocuklarda öncelikle şaşkınlık (şok) ve endişe/kaygının geliştiği gözlenebilmektedir. Daha küçük yaşlarda (okul öncesi ve ilkokulun ilk yılları) çocuk beklenmedik bir şekilde, eskisi gibi görememeye başlayınca “Yanlış bir şey yaptığım için cezalandırıldım mı? Uyuyup uyanınca görmem düzelir mi? Bir daha hiç göremeyecek miyim?” gibi düşüncelerle boğuşmaya başlar ve yetişkinler için bile zor olan bu durumda mutlaka aileleri tarafından sakince, anlayabileceği basitlikte/sadelikte ve sorularını yanıtlamaktan kaçınmadan bilgilendirmek gerekir. Bunun için anne-babalar olarak çocuğun durumu hakkında aşağıdaki konularda hekiminizden, sağlık uzmanlarından yeterli bilgiyi edinin. Sizin emin olmadığınız, kafanızda soru işaretler olan bir konuda çocuğunuza güvenilir bir bilgi ve ortam sağlayamazsınız.

  • Görme kaybının düzeyi, neleri yapabileceği, yapamayacağı ve neleri yaparken zorlanabileceği ve yardıma gereksinim duyabileceği?
  • Görme kaybının gidişatı nasıl olacak, iyileşecek mi, kötüleşecek mi?
  • Nasıl bir tedavi uygulanacağı? (ilaç, ameliyat, rehabilitasyon gibi)
  • Bedensel (beslenme, dinlenme gibi) ve çevresel (ev, okul, park) ne gibi düzenlemeler yapılmalı?

Bu sorularda sizi doyuran, yeterli bilgiyi edindikten sonra çocuğunuza aşağıdakine benzer bir açıklama yapmak yararlı olacaktır. Bu açıklamanın çocuğun yaşına uygun düzeyde ve onun bilmesinin gerekmediği ayrıntıları içermemesi önemlidir.

 

“Yavrum, aniden görmenin bozulduğu için korktuğunun, şaşırdığının farkındayım. Doktor amca/teyze gözüne baktı. Bundan sonra görmen böyle olacakmış. Biraz üzülmüş olabilirsin. Açıkçası ben de üzüldüm. Ama görmenin bozulması oynamana, eğlenmene, okula gitmene, parka inmene engel değil. Daha önce yaptığın çoğu şeyi yine yapacaksın. Bazılarını (futbol, tenis gibi) yapamayabilirsin. Ama yapabileceğin başka bir sürü şey (müzik, resim, yüzme, az görenlere uygun bazı sporlar gibi) daha var, Bunların içinden senin daha rahat yapabileceğin ve sevebileceğin şeyler bulabiliriz.

 

Tedavisiyle ilgili bilgilendirme…

Eğitimle ilgili bilgilendirme…

Senin merak ettiğin, sormak istediğin bir şey olursa istediğin zaman sorabilirsin.”

 

Ortaokul ve lise çağı

Ortaokul ve lise çağındaki çocuklar, kendilerinde ve çevrelerinde olan değişikliklerin daha fazla farkında olduklarından, küçük çocuklara göre daha farklı düşünceler ve kaygılar ortaya çıkabilir. Ayrıca bu dönemin ergenliğin, yani yetişkinliğe geçişin bir aşaması olan  bağımsızlaşmanın ortaya çıktığı bir dönem olması da, bu dönemde görme kaybı yaşamanın psikososyal sonuçları üzerinde etkilidir. Bu yaş grubu da herkes gibi şaşkınlık/şok yaşar ve benzer soruları zihninde düşünür. Ancak bunların yanı sıra adalet, kader, inanç gibi daha soyut kavramlarla da ilgilenmeye başladığı işin dünyaya ve kendine ilişkin düşünceleri sarsılmaya başlar. Çok sık olmasa da bu yaşlardaki çocuklar bu durum karşısında doğru ve yeterli bilgi ve desteği alamadığından, yaşadığı sorunla başa çıkamayacağını, her şeyin sonunun geldiğini düşünerek kendine zarar verme girişimleri olabilir. Bu yüzden bu yaş çocukları “Koskoca adam. Her şeye aklı kesiyor.” gibi bir düşünceyle yalnız ve bilgisiz bırakılmamalı, aksine daha küçük çocuklardan daha fazla ve daha ayrıntılı bilgiye gereksinim duyduklarını bilmeliyiz.

 

Daha küçük çocuklara verilen örneğin daha ayrıntılı bilgi içeren şekli bu çocuklar için de uygundur. Bunun yanında, yaşadığı şeyin zor olduğu ama üstesinden gelebilecek beceride biri olduğu, bu sorunun onun gelişimi için bir fırsat olduğuna değinerek ve sormaktan, yardım istemekten çekinmemesini, bunun bir zayıflık olmadığını çocuğa ifade etmek gerekmektedir. Az önce değindiğimiz gibi bu yaş grubu bağımsız ve yetişkin olmak istediği için yardım almayı bir zayıflık olarak kabul etmektedir.

 

Görme kaybıyla doğmak

Görme kaybıyla doğmuş olan bir çocuk dünyayı hep görebildiği düzeyde algıladığı için, sonradan görme kaybı yaşayan bir çocukta olduğu gibi bir şaşkınlık, endişe yaşamayacaktır. Ancak özellikle 2 yaş civarında çevrenin ve yaşıtlarının daha çok farkına varma ve taklit etme çabasıyla bazı şeyleri diğerleri gibi yapamadığını hissedebilir ama bunun neden kaynaklandığını bilemediği için hırçınlık, huysuzluk gibi dışavurum veya çekilme, yalnızlaşma gibi içe çekilme tepkileri verebilir. Bu tepkilere karşı uyanık olup yine anlayacağı düzeyde açıklamalar yapmak ve yapabileceği diğer şeyleri keşfetmesi için olanaklar sağlamak yararlı olacaktır.

 

Doğuştan veya sonradan edinilmesi fark etmeksizin, az gören çocuklarda görme kaybına bağlı olarak tedirginlik ve güvensizlik hissi olabilmektedir. Bu güvensizliği tetikleyen genellikle gelecekle ilgili belirsizliktir. Görme durumuyla ilgili yetersiz ve yanlış bilgilendirilme, bilmesi gereken şeylerin saklanması çocuğun hem ailesine hem de çevresine olan güveni sarsmaktadır. Bu yüzden çocuklara durumları ve gidişatla ilgili kaçamak olmayan, doğru ve gereğinden fazla ayrıntı içermeyen açıklamalar yapılması çocuğun güven duygusunun gelişmesi ve korunması için çok önemlidir.

 

Değersizlik ve özgüven kaybı

Bazen çocuklar görme kaybına bağlı olarak bir şeyler yapamadığı veya eksik, yanlış yaptığı için değersiz hissetmeye başlayabilirler. Bir şeyleri yapamadığı için çevresi (aile, öğretmen, arkadaş gibi) tarafından sevilmeyeceğini, beğenilmeyeceğini düşünmeye başlayabilir ve bu da özgüvenini zedelemeye başlar. Yeterli bilgilendirme ve destek verilmeyen çocuklarda bu durum sıklıkla gözlenirken, yeterli bilgi ve destek sağlandığında değersizlik hissi ortadan kalkmakta ve yerini özgüvene vermektedir. Yeterli bilgiyle ilgili açıklamalar önceki bölümde verildiği için burada destek konusuna değinilecektir.

 

Öncelikle çocuğun neden yapamadığı iyice anlaşılmalıdır. Bunun için yanıtlanması gereken soruları aşağıda paylaşıyoruz:

  • Gerçekten görmesi yetmediği için mi yapamıyor? Yoksa kendine güveni zayıfladığı için yapmayı denemiyor mu?
  • Yapabilmesi için bir araç (teleskopik gözlük, büyüteç gibi), bir düzenleme (ışığın ayarlanması, yazıların/şekillerin büyütülmesi gibi) mi gerekiyor?
  • Yapabilmesi için bir eğitime ve/veya bir yardıma gereksinimi var mı?

Yetişkinler olarak çocukla konuşmadan önce bu soruların yanıtlarını bulmamız ve ona göre çocuğa gerekli açıklamayla birlikte destek olmalıyız.

 

“Oğlum/Kızım, görme sorunun nedeniyle bazı şeyleri yapamadığının ve bunun senin canını sıktığının farkındayım. Birlikte bunu nasıl yapabileceğini veya bunun yerine başka neler yapabileceğini araştırabiliriz ve biliyorum ki sen çok güzel (buraya çocuğun yaptığı veya yapabileceği bir şeyi koyunuz: resim, yüzme, müzik gibi) yapabiliyorsun/yapabilirsin. Ayrıca bunu yapamıyor olman sana olan sevgimizi ve sana verdiğimiz değeri asla azaltmaz. Herkesin yapamadığı bir şeyler var. (burada özellikle aile ve yakın çevreden birilerinin yapamadığı şeyler örnek verilebilir.)”

 

Suçluluk ve utanç

Görme kaybı yaşayan çocuklarda ve ergenlerde bazen az görmeyle bağlı olarak bir şeyleri yapamadığı için ailesine ve çevresine yük olduğunu düşünmeye bağlı olarak suçluluk ve utanç gelişebilir. Çocuk/Ergen suçluluğu sözle dile getirmeyebilir ancak bazı davranışlarından böyle bir şey olup olmadığı anlaşılabilir. Örneğin: görme sorununa bağlı olarak evde (giysi seçimi, ince bir malzemenin kesimi gibi), okulda (ön sıraya oturma, okuyamadığı şeyleri sorma gibi), sokakta (gelen otobüsün yazısını okuma gibi) yardım almaktan çekinebilir ve utanabilir. Bunların yanı sıra daha büyük çocuklarda az görmenin aileye getirdiği çeşitli parasal yüklerden (tedavi, araç-gereç, eğitim gibi) dolayı bunları istemeyebilir ve uzak durabilir. Özellikle ebeveynler ve öğretmenler bazı az gören çocuklarda bu türde suçluluk ve utanç durumlarına karşı uyanık olmalı ve bu konuda çocuklarla konuşulmalıdır. Ayrıca çocuğun/ergenin olabildiğince bağımsız yaşayabilmesi için gerekli düzenlemeler (teleskopik gözlük, büyüteç kullanımı; eğitim için gerekli araç-gereçler, yasal hakların sağlanması gibi) yapılmalıdır.

 

“Yavrum, görme sorunun nedeniyle bazı konularda yardıma gereksinimin olduğunu biliyorum. Bu durum biraz can sıkıcı, haklısın. Her şeyi yardımsız yapabilmek daha kolay olabilirdi. Ama bazen her şey bizim istediğimiz gibi kolay olmayabiliyor ve yardım almak aslında kötü bir şey değil. Yardım alarak yalnız yapamadığımız pek çok şeyi yapabiliriz ve herkesin farklı nedenlerle yardım alması gerekir. (Burada aileden veya çevreden birisinin yardım alarak yaptığı bir örnek ve çocuğunuzun kendi başına yaptığı bir örnek vermek yararlı olacaktır.)”

 

Çökkünlük (depresyon) ve umutsuzluk

Bir kayıp karşısında yaşanan en temel duygular arasında çökkünlük ve umutsuzluk vardır. Çökkünlük kaybedilen kişinin veya şeyin yarattığı boşluk ve yalnızlıktan kaynaklanırken, umutsuzluk gelecekte bu kayıptan kaynaklanan eksiklikler ve sorunlarla baş edemeyeceğine ilişkin düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Görme kaybının getirdiği çeşitli kısıtlamalar (arkadaşlarının oynayabildiği, yapabildiği bazı şeyleri yapamamak; bazı şeyleri yaparken birinden veya bir cihazdan yardım almak zorunda olmak gibi) da çocuklarda çökkünlük ve umutsuzluğu tetikleyebilmektedir.

 

Bu duyguları büyük çocuklar içe çekilme (içine kapanma, isteksizlik) olarak ifade ederken, daha küçük çocuklarda hırçınlaşma, aşırı hareketlilik olarak gösterebilmektedir. Çocukların bu duygularıyla başa çıkabilmesine kolaylaştırmak için yetişkinler olarak yapabileceğiniz bazı şeyler var:

  • Yaşadığı zorluğu ve duygusunu sözlü olarak dile getirerek farkına varıldığını ve anlaşıldığını hissettirmek
  • Büyük çocuklar ve ergenlerle sorun ve gelecekle üzerine konuşmak, kendini anlatması için cesaretlendirmek ve birlikte çözümler üretmek
  • Kendini gösterebileceği ve az görmeyle bağlı yaşadığı kayıpları telafi edebileceği etkinlikler, ortamlar oluşturmak

 

Bağımlılık

Bir duyu, yeti kaybı her yaştaki bireyler için az veya çok bir bağımlılık durumu ortaya çıkarmaktadır. Çünkü görme kaybına bağlı yaşanan eksikliğin başka bir insan veya nesneyle (büyüteç, bilgisayar gibi) giderilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum özellikle çocuklarda ve yaşlı bireylerde, zaman zaman da yetişkinlerde olması gerekenden daha fazla yaşanabilmektedir. Yani birey kendi başına yapabileceği bir görevi, işi mutlaka başkasıyla birlikte yapması gerektiğini veya hiç yapmaması gerektiğini düşünerek çevreden böyle bir beklenti içine girebilir. Bu durumun çocuğun gelişimini ve çevreyle olan ilişkisini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle çocukların kendi başlarına yapabilecekleri şeyler konusunda cesaretlendirilmeleri gerekmektedir.

 

Bazı çocukların mizaçları/yapıları gereği, bu tür cesaretlendirmeleri başlangıçta çok etkili olmayabilir. Bu durumda basamak basamak, daha yumuşak bir geçiş yararlı olacaktır. Örneğin: yürüyerek 10 dakika uzaklıktaki bir mağazaya gidip ev için alışveriş yapması gereken 12 yaşında bir çocuğunuz olduğunu düşünelim. Çocuğunuz kendi başına yapmaktan korktuğu için, biraz da iş yapmaktan kaçmak için bunu yapamayacağını söylüyor. Bu durumda öncelikle çocuğunuzla bunu yapabilecek gücünün ve yeterliliğini olduğunu ve karşılaşabileceği sorunları nasıl çözebileceğini, birlikte adım adım deneyebileceğinizi konuşup uygulamaya geçebilirsiniz. İlk önce mağazaya kadar birlikte gidip alışveriş listesindekileri onun sepete toplamasını ve kasada ödemesini isteyebilir; bir sorun yaşadığında nasıl çözebileceğini anlatıp uygulamasını isteyebilirsiniz. Sonraki aşamada mağazaya kadar birlikte gidip alışverişi bitirene kadar dışarıda bekleyebilirsiniz. Son olarak mağazaya kadar yalnız gidip gelmesini isteyebilirsiniz. Bu aşamaların herhangi birinde çocuğunuz vazgeçmek isteyebilir. Bu durumda konu üzerine konuşup desteklemek, geçmiş başarılarını anımsatmak iyi gelecektir. Ayrıca tüm aşamalarda, abartmadan, küçük sözlü kutlamalar çocuğunuzu pekiştirecektir. Ancak bu kutlamalar sürekli olmamalı ve zamanla sıfırlanmalıdır. Aksi durumda çocuğunuzu istemeden kutlama bağımlısı haline getirebilirsiniz.

 

Bağımlılığı desteklemeyen ortamlar

Bazen ebeveynler ve öğretmenler aşırı korumacılık, sabırsızlık veya bilgisizlik nedeniyle çocukların kendi başlarına bir şeyler yapmasını engellerler. Bunun için çocuklarının neleri nasıl yapabileceğiyle ilgili uzmanlardan (göz hekimi, rehabilitasyon uzmanı gibi) yeterli bilgiyi alarak çocuklarını gerekli olduğu kadar korumaları, olabildiğince özgür bırakmaları gerekmektedir.

 

İlişkiler

Çevremizle olan ilişkiler bizim her zaman önemlidir ve ön planda olan kişisel konularımızdan biridir. Çevre insanlara maddi ve manevi konularda destek sağlarken bir yandan da uyum içerisinde etkileşimde olmamızı gerektiren, yaşamın vazgeçilmez parçasıdır. Çocuklar için çevre aynı zamanda öğrenme ve kendini keşfetme, geliştirme olanağıdır. Çocuk çevresiyle etkileşim içinde olduğu ölçüde bedensel, zihinsel, duygusal ve toplumsal (sosyal) olarak gelişebilir. Görme kaybı olan çocuk bu açıdan yaşıtlarına göre zorluk yaşamaktadır. Örneğin: uzaktan bazı kişi ve nesneleri görüp fark edemediğinden çevresiyle etkileşime girme olasılığı azalmakta; bu durum da girişkenlik, hareketlilik gibi bazı özelliklerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu az gören çocukların karşılaşabileceği olumsuz etkiyi azaltabilmek için gerekli önlemler alınarak çocuğun çevreyi keşfetmesi ve etkileşime girmesi özendirilmeli ve desteklenmelidir.

 

Az gören çocukların ve ergenlerin sorun yaşayabildiği bir diğer alan yaşıtlarıyla olan ilişkileridir. Az gören çocuklar/ergenler kendilerini yaşıtlarından farklı, eksik, yetersiz olarak görebilmekte ve arkadaş gruplarına katılma konusunda isteksiz olabilmektedir. Anne-babaların ve öğretmenler zaman zaman eğitim, sağlık gibi konulara eğilirken çocuğun/ergenin yaşıtlarıyla ilişki kurması konusunu atlayabilmektedir.

 

Az gören çocukların/ergenlerin hem görme sorunu olan hem de görme sorunu olmayan arkadaşları olması yararlı olmaktadır. Görme sorunu olan yaşıtlarıyla kurduğu arkadaşlık bu sorunu yaşayan başka insanlar da olduğu, yalnız olmadığı algısını güçlendirmekte; sorunlara birlikte çözüm üretme, dayanışmayı arttırmaktadır. Görme sorunu olmayan yaşıtlarıyla kurduğu arkadaşlık ise başka insanlar görme dışında da sorunları olduğunu; yaşamda farklı konulara da ilgi duyabileceğini keşfetme olanağı sunmaktadır.

 

Dikkat, yoğunlaşma (konsantrasyon)

Görme kaybı doğrudan dikkat sorunuyla ilişkili bulunmamakla birlikte dolaylı olarak bireyin dikkatini toplama becerisini etkileyebilmektedir. Çocuğun/Ergenin görme sorununa bağlı olarak yaşadığı rahatsızlık yaptığı işe dikkatini vermesini, yoğunlaşmasını olumsuz etkileyebilmektedir. Aşağıda bazı örneklerle konuyu açıklayabiliriz.

  • Görme sorununun türüne ve düzeyine bağlı olarak zaman zaman gözü dinlendirmek, çocuğun/ergenin daha az yorulmasına ve rahatsızlık hissetmesine yol açacağından bir konuyla ilgili dikkatini daha uzun süre toplayabilecektir.
  • Yardımcı araçlar (teleskopik gözlük, büyüteç gibi) ve yöntemlerle (sınıfta ön sıralara oturmak, büyük baskılı kitaplar, kontrastlı oyuncak ve kitaplar gibi) gözün daha az yorulması ve çocuğun ilgisinin çekilmesi sağlanabilir.

Ergenler için ise güvenlik önlemleri almak koşuluyla, davranışlarının sonuçları hakkında bilgilendirip kararı onlara bırakmak önerilir.

 

 

+
-

“Bu web sitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

İçeriğin sorumluluğu tamamıyla İLK BAKIŞ AZ GÖRENLERE YARDIM

DERNEĞİ'ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

 

İLK BAKIŞ AZ GÖRENLERE YARDIM DERNEĞİ

Haymana Yolu Karşıyaka Mah. Mogan Gölü Yapı Koop. No:1 Gölbaşı - İncek / ANKARA

mail : azgorenler@gmail.com

web : www.ibayder.org

© Tüm Hakları Saklıdır. İLK BAKIŞ AZ GÖRENLERE YARDIM DERNEĞİ